ATTiKA AGIRLIK SISTEMI
Arkeloglarİn en fazla yararlandİği sistemdir ağirliklarine göre hangi dönem ve nereden olduğununu gösterir.
Fikir vermesi açisindan örnek olarak Attika ağirlik sistemi Dekadrahmi = 10 drahmi : 43 gr.
Tetradrahmi = 4 drahmi : 17.2 gr.
Didrahmi = 2 drahmi : 8.6 gr.
Drahmi = 6 obol : 4.3 gr.
Tetrobol = 4 obol : 2.85 gr.
Triobol = 3 obol : 2.15 gr.
Diobol = 2 obol : 1.43 gr.
Trihemiobol = 1.5 obol : 1.07 gr.
Obol = 0.72 gr.
Tritartemorion = 3/4 obol : 0.54 gr.
Hemiobol = 1/2 obol : 0.36 gr.
Yazının devamını okuyun »
Arkeometri, arkeolojide çeşitli fen ve doğa bilim dallarının matematiksel ölçüm ve analiz yöntemlerinin uygulanması ve kullanılması olarak tanımlanabilir. Bu bilim alanında günümüzde yapılan arkeolojik araştırmaların kültür tarihi açısından, elden geldiğince eksiksiz olarak değerlendirilebilmeleri için, fen ve doğa bilimlerinin çeşitli dallarından birlikte yararlanılır. Aslında arkeometrinin başlangıcının 19.yyr17;ın başlarına kadar geriye gittiği söylenebilir. 1800r17;de ilk kez M.H. KLAPROTH (1743-1817) Berlin Bilim Akademisinde sikkeler, camlar ve Ortaçağ heykelleri üzerinde gerçekleştirdiği bazı kimyasal analizlerin sonuçları hakkında bir bildiri verir.
Yazının devamını okuyun »
A. Arkeolojik toprak altı ve üstü kalıntıların, ören yerlerinin saptanmasında:
1. Optik yöntemler (Prospection-Önceden görme-yöntemleri)
Hava fotoğrafı arkeolojisi
Fotogrametri
2. Jeofiziksel / fiziksel yöntemler
Rezistivite
Elektrik sondası vb yöntemlerden yararlanılmaktadır.
B. Arkeolojide çeşitli kalıntıların yaş tayinleri ile mutlak tarihlendirmelerde.
1. Radyoaktif yöntemler
a. Radyoaktif parçalanmadan kaynaklananlar.
C-14 (radyokarbon)
Yazının devamını okuyun »
i.ö üçüncü bin yılın sonlarına doğru yaşamış olan isimsiz bir Sümerli hekim, meslektaşları ve öğrencileri için en değerli tıbbi reçetelerini bir araya getirip kaydetmeye karar verdi. Islak topraktan 16 cm uzunluğunda 9,5 cm genişliğinde bir tablet hazırladı, kamış kalemin ucunu eğik biçimde yonttu ve zamanın yazısıyla gözde ilaçlarının bir düzinesini tablete kaydetti. İnsanlığını bilinen en eski tıp “el kitabı” olan bu belge, bir Amerikan kazı ekibince ortaya çıkarılıp Philadelphia Üniversite Müzesi’ne götürülünceye değin dört bin yılı aşkın süre Nippur kalıntıları altında gömülü kalmıştır.
Bu tabletin varlığını, Üniversite Müzesi’nin Babil Bölümünde benden önce çalışmış olan Dr. Leon Legrain’in bir yayınından öğrendim; Üniversite Müzesi’nin 1940 Bülteninde “Nippur’da Eski Eczacılık” başlığıyla çıkan makalede, metnin bir kısım içeriğini büyük bir cesaretle çevirme girişiminde bulunmuştu. Ancak bunun tek başına çivi yazısı uzmanını aşan bir iş olduğu açıktı. Yazıt öyle teknik ve özel terimlerle yazılmıştı ki, bir bilim tarihçisinin, özellikle kimya alanında eğitim görmüş birinin işbirliğini gerektiriyordu. Üniversite müzesi tablet bölümünün başına geçtikten sonra, özlemle, sıkı sık bu tıp tabletinin bulunduğu dolaba gider ve incelemek üzere masama getirirdim. Birçok defalar çevirisini yapmaya uğraştım. Neyse ki sonuna kadar dayandım. Uygun anı kollayarak, onu defalarca yerine götürdüm.
Yazının devamını okuyun »