<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Define işaretleri - Define - Definecilik - Eşkiya Belgeleri - Lahit - Kaya Mezarlar &#187; Antik Kentler</title>
	<atom:link href="http://blog.defineisaretleri.net/bolum/antik-kentler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.defineisaretleri.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2009 12:47:55 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Patara</title>
		<link>http://blog.defineisaretleri.net/patara/</link>
		<comments>http://blog.defineisaretleri.net/patara/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 09:34:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DefineIsaretleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kentler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.defineisaretleri.net/?p=215</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Patara" src="http://www.fethiyeyachting.com/patara1.jpg" alt="" width="250" height="250" /><br />
Patara antik kenti Fethiye &#8211; Kalkan arasındaki bereketli Xanthos vadisinin güneybatı ucunda yer alır. Ana yoldan Gelemiş yoluna sapıldığında 5 km.lik yol bizi Patara harabelerine götürür. Son yapılan kazılarda M.Ö. VII. yüzyıla ait seramiklerin ve paraların bulunması Patara&#8217;nın tarihini daha eskilere götürmemize sebep olmaktadır.</p>
<p>Apollon tanrının doğduğu yer olarak bilinen Patara, Lykia&#8217;nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisidir. Hitit Kralı IV. Tudhaliya (M.Ö. 1250 &#8211; 1220) Lukka seferi sırasında &#8220;Patar Dağı&#8217;nın karşısında adaklar ve armağanlar yaptım, steller diktim, kutsal mekanlar inşa ettim&#8221; demiştir. Bundan da anlıyoruz ki Hitit Çağı&#8217;nda Patara, Patar adıyla vardı. Patara, Xanthos vadisinde denize açılabilecek tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemli kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiştir. Yeni kazılar onun eski tarihini de ortaya çıkarması bakımından çok önemlidir. O nedenle şimdilik şehrin tarihini M.Ö. VI. ve V. yüzyıla kadar çıkarabiliyoruz. İskender&#8217;e kapılarını açarak yıkılmaktan kurtulan şehir, İskender&#8217;in ölümüyle M.Ö. 315&#8242;te Antigonos&#8217;un ve M.Ö. 304&#8242;te Demetrios&#8217;un işgalinden kurtulamamıştır. Daha sonra Mısır&#8217;daki Ptolemiaios, Philadelphos&#8217;un eline geçmiş, Mısar kralları döneminde ismi bir müddet Arsinoe olmuşsa da bu isim daha sonraları benimsenmemiş, Patara M.Ö. 190 yılında III. Antiokhos tarafından zapdetilmiştir. Livius&#8217;un M.Ö. II. yüzyıla girerken yaşanan büyük Antiokhos dönemi olayları ile bağlantılı olarak Patara için söylediği &#8220;Caput gentis&#8221; deyimi, yani soyun başkenti deyişi onu diğer kentlerin en başına yüceltir.</p>
<p><span id="more-215"></span></p>
<p>Lykia Birliği içindeki Pınar&#8217;a, Xanthos, Olympos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahipti. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara&#8217;da yapılmakta idi. Roma egemeliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma&#8217;nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. Patara aynı zamanda Anadolu&#8217;dan Roma&#8217;ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklındığı bir limandı. Onun için İmparator Hadrian zamanında Andriake de olduğu gibi burada da büyük bir hububat ambarı yapılmıştır. Roma İmparatoru Hadrian karısı Sabine ile Patara&#8217;ya gelmiş, bir müddet burada dinlenmiştir. Roma İmparotorluk çağında Lykia ve pamphylia eyaletinin başkenti olan Patara, Apollon&#8217;un önemli bir kehanet merkezi olarak da ün yapmıştır. Eski yazarlar kışın burada, yazın Delos&#8217;ta kehanette bulunulduğunu kaydederler. Şehir Bizans döneminde de önemini devam ettirmiş, Hristiyanlar için önemli bir merkez olmuştur. Zira &#8220;Noel Baba&#8221; diye anılan Saint Nicholaos, Pataralıdır. Ayrıca St. Paul Roma&#8217;ya gitmek için Patara&#8217;dan gemiye binmiştir. Böylece Erken Hristiyanlık döneminde bir Piskoposluk merkezi olmuştur. İmparator Konstantin&#8217;in başkanlık ettiği M.S. 325&#8242;teki Nikaia konsülünde Lykia&#8217;nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos&#8217;un Patara Piskoposu oluşu kentin bu devinde gözde oluşunun kanıtıdır. Ne yazık ki bundan sonra Patara&#8217;da şansızlıklar başlamış, tanrılar ve kutsalkişiler buraya yüz çevirmiş gibi 1600 m uzunluğunda ve 400 m genişliğindeki liman kumlarla dolmuştur. Böylece gemiler yanaşamamış, bu da Patara&#8217;nın yavaş yavaş önemini yitirmesine sebep olmuştur. Günden güne kumlarla örtülen Patara kumların altında uyuyan güzel olarak günümüze kadar gelmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.defineisaretleri.net/patara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Efes Antik Kent</title>
		<link>http://blog.defineisaretleri.net/efes-antik-kent/</link>
		<comments>http://blog.defineisaretleri.net/efes-antik-kent/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 09:31:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DefineIsaretleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kentler]]></category>
		<category><![CDATA[bergama]]></category>
		<category><![CDATA[Efes Antik Kent]]></category>
		<category><![CDATA[kapadokya]]></category>
		<category><![CDATA[meryem ana]]></category>
		<category><![CDATA[pamukkale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.defineisaretleri.net/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img113.imageshack.us/img113/8407/efes01zd4.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Hellenistik Tiyatro</span></strong><br />
Efes’in<br />
en büyük ve görkemli yapılarından biridir. Oturma sıraları büyük ölçüde<br />
hasarlı olmasına karşın hala büyüleyici bir etkiye sahiptir. Bugün<br />
tamamıyla meydana çıkarılmış olan kalıntıları ve çok iyi korunmuş sahne<br />
binası ile arkeologların ilgisini çekmeye devam etmektedir.<br />
<span id="more-211"></span><br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img204.imageshack.us/img204/5682/efes02wv9.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
Tiyatro<br />
binasının bugün görünen kalıntıları esas itibariyle İmparator Klaudius<br />
(M.S. 41–54) zamanında başlamış ve İmparator Trajan (98–117) devrinde<br />
tamamlanmıştır. Dekoratif öğeleri oldukça zenginleştirilen Tiyatro<br />
binası aslında Helenistik Dönem’in en güzel mimarî eserlerinden<br />
birisidir. İmparator Nero zamanında yapımına başlanan sahne binası,<br />
M.S. 2. yüzyılın ortalarında göz alıcı süslemeleriyle birlikte<br />
tamamlanmıştır.<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img204.imageshack.us/img204/3908/efes03pt8.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
24.000<br />
kişi kapasiteli dev tiyatro binası 145 metre genişliğinde ve 30 metre<br />
yüksekliğindedir. Oturma yerinin en üst kısmına sütunlu bir kısım<br />
eklenmiş ve böylece tiyatronun akustiği arttırılmıştır.<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img113.imageshack.us/img113/6783/efes04jl3.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
M.S.<br />
262 yılındaki depremde zarar görmüş olan tiyatro binası, daha sonraki<br />
yıllarda başka bir deprem sonucu en üst kısımlarını tamamen<br />
yitirmiştir. Bu zamanlarda tiyatronun kullanım amacı tamamen değişmiş,<br />
vahşi havyan dövüşleri ve gladyatör müsabakaları için kullanılan bir<br />
yer haline gelmiştir<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img204.imageshack.us/img204/4483/efes05oq3.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Celsus Kütüphanesi</span></strong><br />
Günümüzden<br />
yaklaşık 1900 yıl önce, Milattan Sonra 100 yılında Konsül Gaius Julius<br />
Aquila tarafından yaptırılmıştır. Aquila, kütüphaneyi, Milattan Sonra<br />
105-107 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti<br />
Başkomutanlığı’nı yapmış olan babası Gaius Julius Polemaeanus’a ithaf<br />
etmiştir.<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img204.imageshack.us/img204/4931/efes06zp6.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
Celsus<br />
Kütüphanesi, hem bir kütüphane binası, hem de Roma İmparatorluğunun<br />
Asya Eyaleti Başkomutanı Gaius Julis Polemaeanus’un kahramanlık anıtı<br />
olarak kullanılmıştır. Yapılan kazılarda, Partlılara karşı kazanılan<br />
zaferin onuruna dikilmiş olan bir anıta ait kabartmalar bulunmuştur<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img204.imageshack.us/img204/4708/efes07oa4.jpg" border="0" alt="" /></a><br />
Kütüphaneyi<br />
yaptıran Gaius Julius Aquila’nın, yapının bakımı ve kitapların temin<br />
edilmesi için o dönemde bıraktığı 25.000 denarius tutarındaki maddi<br />
destek, bu yapıya verilen önemi göstermektedir.<br />
<a href="http://imageshack.us/" target="_blank"><img src="http://img204.imageshack.us/img204/9518/efes08lr2.jpg" border="0" alt="" width="412" height="500" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.defineisaretleri.net/efes-antik-kent/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apollon Tapınağı</title>
		<link>http://blog.defineisaretleri.net/apollon-tapinagi/</link>
		<comments>http://blog.defineisaretleri.net/apollon-tapinagi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 22:32:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DefineIsaretleri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Antik Kentler]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon Tapınağı]]></category>
		<category><![CDATA[Didim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.defineisaretleri.net/?p=208</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="border: 0pt none;" src="http://img98.imageshack.us/img98/8607/apollon001fq5.jpg" border="0" alt="" width="366" height="250" /><br />
Didim&#8217; in girişinde, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız anıtı olarak kabul edilen Apollon Tapınağı yükselir. Tapınağın anıtsal boyutları ve benzersiz planı kadar , çok iyi bir durumda koruna gelmesi de hayranlık uyandırmaktadır. Yunan dünyasında Apollon Tapınağı&#8217;nı boyutları bakımından önemli bir farkla geride bırakacak herhangi bir tapınak yoktur. Hellenistlik dönemde tasarlanan Apollon Tapınağı, dev boyutlu mimarlık yapıtlarının Roma&#8217;lıların tekelinde olmadığını göstermektedir. Didyma hiçbir zaman bir kent niteliği taşımamıştır. Tapınak ve onun yönetiminde ki bilicilik , Miletos toprakları içerisindedir ve rahibi de kentin önde gelen resmi görevlileri arasında yer almıştır. Didyma adı Yunanca&#8217;dan değil, Anadolu dillerinden kaynaklanır. Rastlantı olarak Yunanca &#8221; ikizler &#8221; anlamına gelen didymi sözcüğüne benzemesi, Apollon ve ikiz kız kardeşi Artemis&#8217; le ilişkili olduğu sanısını uyandırmaktadır. Apollon Tapınağı bir Bilicilik Merkezi durumundadır.</p>
<p><span id="more-208"></span>Milet ve çevre kentlerden gelen ziyaretçiler Panormos Limanından ( Mavişehir yakınlarında )  karaya çıkarak, tapınağa bir kutsal yol ile ulaştıkları bilinmektedir. Kutsal yolun iki tarafında heykeller sıralanmıştır. M.Ö. 6. yy tarihlenen bu heykellerden bir çoğu  1858 yılında Newton tarafından British Museum&#8217; a gönderilmelerine kadar orijinal yerlerinde kalmışlardır. Çoğu Arkalik döneme ait dik bir biçimde oturan figürleri betimler. Bazıları yazıtlıdır. Kutsal yol heykelleri arasında bir aslan ile bir sfenks heykeli de vardır. Bu heykellerin orijinalleri olmasa da yerlerine kopyalarının bile konması bir önem taşımaktadır.Didyma tarihinin erken evresi Tapınağın Persler tarafından yıkılmasıyla sona erdi. M.Ö. 494 yılında İona ayaklanması başarısızlıkla sonuçlanıp Miletos düşünce, Dareison hem tapınak hem de bilicilik yerini yağmalayarak yıktırmıştır. Perslerin çaldığı bronz Apollon heykelini 150 yıl sonra İskender almış ve Didyma ya geri vermiştir.<br />
Pers yıkımının ardından bilicilik merkezinin toparlanması uzun sürmüştür. Ama İskender&#8217; in gelişiyle inşaat hızlanmış ve bilicilik pınarı yeniden kaynamıştır. Hayata dönen bilicilik kurumu İskender&#8217; in tanrı Zeus&#8217; un öz oğlu olduğunu ve Gaugamela&#8217; da zafer kazanacağını muştulamıştır. Yine de Didyma, asıl canlanmasını Seleukos&#8217; a  borçludur. Eski tapınağın bulunduğu yerde bugün kalıntıları bulunan dev yapının inşaatını  M.Ö. 300 yılında Seleukos başlatmıştır.Yeni kutsal alan kısa zamanda büyük bir üne ve zenginliğe kavuşmuştur. Ama M.Ö. 278 yılında istilacı Galatların saldırılarından çok zarar görmüştür. M.Ö. 277 yılına ait çıkartılan bir yazıtta savaştan çok zarar ve yağma görüldüğü, tapınakta Artemis hazinesindeki kaidelerden hiç bir eser kalmadığı yazmaktadır.Henüz tamamlanmayan yapı ise ayakta kalabilmişti. 200 yıl kadar Miletos&#8217;lular kendi imkanları ile onu tamamlamaya çalıştılar. Ama tapınak hiçbir zaman tamamlanamadı. Örneğin taşların çoğu perdahlanmadı, sütunların livleri tamamlanamadı.<br />
<img src="http://img208.imageshack.us/img208/8462/apollonplanjf5.gif" border="0" alt="" /><br />
Apollon Tapınağı&#8217;nın planı çeşitli yönlerden sıra dışı, hatta benzersizdir. İon düzeninde ki yapı &#8220;dekastylos dipteros &#8221; plan gösterir, yani kısa yanlarda on sütun içeren iki sütun dizisiyle çevrilmiştir. Ön avlu niteliğindeki pronaosta oniki sütun daha vardır. Böylece toplam sütun sayısı 120 olmaktadır. Pronaosla kutsal bölüm arasında içinde iki sütun bulunan bir ön oda vardır. Bu ön odaya başka tapınaklarda rastlanmamaktadır.Ön odadan üç kapı naosa inen basamaklara açılmaktadır. Naos : Kült heykelinin bulunduğu kutsal alandır. Yapı dev boyutları yüzünden hiçbir zaman çatı ile örtülememiştir. Pronaosun iki yanındaki eğimli birer dehliz, pronaoso , naosa bağlar. Buda eşine rastlanmayan bir düzenlemedir. Yunan tapınaklarında kült ( tapınma ) heykeli genelde naosun arka duvarına yakın bir yerde konumlanır fakat Apollon tapınağının üstü açık olması sebebiyle naosun ortasında , apollon heykeli için ion düzeninde küçük bir tapınak( naiskos ) yapılmıştır. Bilicilik pınarının yalnızca temelleri günümüze erişen naiskosun içindedir. Tapınağın bir başka sıra dışı özelliği ise ön odanın iki yanında yer alan ve naos duvarlarının üzerine ulaşan merdivenlerdir. Tapınak zengin bir motif çeşidine sahiptir.Bu motifleri fotoğraf galerimizde görebilirsiniz. Özellikle Medusa kabartması benzerlerinden çok daha güzeldir.<br />
Apollon tapınağı bilicilik ( kehanet ) yönünden önemli başarılar gösterir ve hızla üne ve zenginliğe kavuşur. Kehanetlerinden teki İskender&#8217;in kazanacağı kehanet olmuştur. Bilicilik olarak rahipler hiçbir zaman kesin cevaplar vermez hep yoruma açık yanıtlar verirlerdi. Böylece olan her olay bir şekilde rahiplerin dediğine geliyordu.Ayrıca çok uzaklardan ve çeşitli yerlerden gelen misafirlerle sürekli olarak konuştukları için hemen hemen tüm siyasi sırları biliyorlar ve özellikle siyasi kehanetlerinde bu bilgileri çok işe yarıyordu. Didyma&#8217; da tek etkinlik bilicilik değildi. Dört yılda bir yapılan Büyük Didyma Şenlikleri Roma İmparatorluğu döneminde büyük rağbet görmüştür.Alışılagelmiş spor yarışmalarının dışında hitabet, müzik ve tiyatro yarışmaları da düzenleniyordu. Şenliğin bir bölümü Didyma&#8217;da bir bölümü de Miletos&#8217; da düzenleniyordu. Belki garip ama yarışmaların çoğu Miletos&#8217;da ki görkemli tiyatro yerine Apollon Tapınağı&#8217;nın bahçesinde yapılıyordu. Didyma&#8217;daki stadion hala ayaktadır.Tapınağın güneyinde ve öylesine yakınında yer almaktadır ki , tapınağın basamakları oturma yeri olarak kullanılmıştır. Alt basamaklarda oturma yerlerinden her birinin belirli bir kişiye ayrıldığını gösteren yazıtlar vardır.  Yaklaşık 200 ayrı ad okunabilmekte, kimisinin özenle kazındığı,  kimisinin de kabaca çiziktirildiği gözlenmektedir. İsimler en iyi yer sayılan birinci sırada yoğunlaşmıştır. Hepsi de birey yada topluluk statüsünde ki kişilere ait isimlerdir. Hiçbir devlet görevlisine statüsü gereği yer ayrılmamıştır. Koşu yarışlarının başlama yeri stadionun doğu ucunda olup bugün de görülebilmektedir. Didyma Apollon tapınağının ilginç özelliklerinden biri yapının çeşitli kesimlerinde duvarlara ve basamaklara kazılmış harflerdir. Bunların işlevine ilişkin çeşitli varsayımlar ortaya konulmuştur. Harfler üç değişik şekilde konmuştur.Özel isim kısaltmaları oldukları varsayılır ve bu yoldan ele alınarak, tapınağın inşaatına köle işçi veren kişilerin, parça başına ücret aldıkları için yaptıkları parçalara belli olsun diye isim kazıdıklarıdır. Bunlar toplanarak ödemeler yapılıyordu.  Tapınağın son rütuş işleminde hepsi silinecekti ama ne var ki tapınak hiç bir zaman tamamlanamadı.<br />
BİLİCİLİK ( KEHANET )  OCAKLARI<br />
<img src="http://img208.imageshack.us/img208/5831/apollon17bh5.jpg" border="0" alt="" /><br />
Antik çağda bilicilik ( kehanet ) halkın en alt tabakasından, en üst tabakasına kadar herkes tarafından ilgi çekici ve inandırıcı olup, Bilicilik mekanları kutsal mekanlar, Bilicilik yapan kahinlerde Kutsal kişiler olarak toplum içinde büyük saygı görmüşlerdir. Bilicilik tapınaklarının değeri, önceden haber verdikleri olayların doğruluğuna göre artmakta veya azalmaktadır. Apollon Tapınağı da bilicilik mekanlarından biridir.<br />
Kehanet ocakları bilinmeyeni bilmeyi nasıl başarmışlardır ?<br />
Kehanet ocaklarına yüzyıllar boyunca sayısız insan danışmaya gelmiştir. Bunların arasında Krallar, komutanlar, ünlü kişiler olduğu gibi, çobanlar ve köylülerde vardı. Danışılan konular ise en yüce devlet işlerinden, en önemsiz , kişisel sorunlara dek çeşitlilik gösteriyordu.  İnsanlar akın akın onlarca gün uzaklıktaki yollardan gelerek bilici tanrı ve kahramanlara danışmayı göze alıyorlardı.<br />
Kehanetcilerin sırları<br />
Politik meseleler : Politik konularda verilen öğütlerin gerçekleşme olasılığı daha yüksek olmuştur. Buda sanıldığı kadar gizemli bir olay değildir.  Kutsal bilicilik yerlerinde bulunan görevliler, hergün Yunan dünyasının dörtbir yanından gelen Krallar, komutanlar, önemli devlet adamları vb. kişileri dinliyorlar, onların en yakınlarına bile açmadıkları düşüncelerini ve &#8211; veya devlet sırlarını öğreniyorlardı. Böylece hafiye göndermeden bulundukları yerden devlet ve üst düzey idare konusunda her türlü sıra ulaşıyorlardı. Ve bu olayları yorumlayarak , kral veya devlet adamlarının sorularına sonuca en yakın cevapları verebiliyorlardı.<br />
Anlaşılması güç ifadeler kullanmak : Kehanet ocakları açık yanıt vermekten daima kaçınmışlar ve anlaşılması güç ifadeler kullanmaları ile ünlenmişlerdir. Verdikleri cevaplar çift yönlü olabildiği kadar, tamamen kişinin kendi yorumuna görede şekillenebilecek biçimde de olabiliyordu.<br />
ÖRNEK : Kroisos&#8217;a , Pers Krallığına saldırmakla büyük bir imparatorluğu yıkacağı söylenmişti. Buna güvenerek savaşa giren Kroisos yenildi. Ama kehanet doğru çıktı. çünkü sonuçta bir imparatorluk ( Kroisos&#8217;un imparatorluğu ) yıkılmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.defineisaretleri.net/apollon-tapinagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
